Erkek Değil Misiniz?

- “Erkek değil misiniz, hepiniz aynısınız!” (erkek güzel kıza bakarken yakalanmış, kadın=medeni)

Erkek değil misiniz, topunuzun köküne kibrit suyu!” (erkek basılmış, kadın=tam bir amazon)

- “Bu çocukla neden kimse ilgilenmiyor? Sabah yediği dayakla duruyor benim aslan oğlum!” diye isyan etti sadist baba.

- Herkesin kandırılabilecek bir tarafı vardır.

- Bilimsel azim de bir yere kadar: Kongreyi, konferansı Prag’da düzenlemeyip, Ankara gibi kara kuru bir yerde yaparsan, bilim adamının şevki kırılır. Makale yazası, araştırma yapası gelmez. Ver konferansı Rio’ya, bak nasıl coşuyor bilim adamı, nasıl sıkı sarılıyor hayata, nasıl makale üretip Joshua oluyor anında. Hele konferans, Rio karnavalına denk gelirse, patlama yaşanır bilimsel gelişmelerde (kaza kurşunu: “televizyondaki adam, bizim Kardiyoloji Bölüm Başkanı değil mi? Ne işi var Rio dansçılarının arasında? Kravatı da kafaya bağlamış…”).

- Eğitim Durumu: Kreş terk.

- Hani bir kişiye gıcık olduğunda her hareketi batmaya başlar ya, işte o noktadan sonra gıcık olunan kişi, ağzıyla kuş tutsa, kıçıyla hamsi yakalasa nafile. Pis bakışlarla takip edilir artık zavallım. En ufak bir falsoda, “manyağa bak!” rozetini takar.

- “Sorunuz var mı?” diye sorulduğunda, topluluk rahatsız edici bir sessizliğe gömülürse, genellikle biri çıkıp ayıp olmasın diye soru sorar. İşte o soru, yalan veya cevabı bilindik bir sorudur, çoğunlukla.

- Şarkıdan esinti: Deniz’le Mehtap yordular beni, neredesin? (“bu gece olmaz, başım ağrıyor, yorgunum” gibi bahaneleri de dinlemiyor bu ikili. Ah Deniz, vah Mehtap, sizin bana bu yaptıklarınız, düpedüz cinayete teşebbüs)

- Atalarımız ne güzel demiş: Bir kızı bin kişi sever, bir kişi alır (kanıt için bkz. foto).

- Sinek öldürmek için sineklikler vardır ya (sopa ucuna kare plastik iliştirilmiş), onunla iğrenç yeşil sinek öldürüp kanını sinekliğe çıkardıktan sonra, sinekliği yemek masasına koyan insanlar tanıdım.

Adının “Helen Cole” olduğunu iddia eden birinden e-posta aldım. Şu kısa mesajı iletmiş bana:

Please contact my lawyer, I am Mrs. Helen Cole, sending you this mail from my sickbed in the hospital.

Tercümesi: “Lütfen avukatımla irtibata geçin. Ben Mrs. Helen Cole, bu mesajı size hastanedeki hasta yatağından gönderiyorum”.

Ürün pazarlamak için gönderilen spam postalara alışmıştık, ama bu nedir şimdi? Kimsin Mrs. Helen Cole? Avukatınla ne işim olur benim? Sen hastanedesin diye ben niye avukatını arıyorum? Seni ben mi hastanelere düşürdüm yani? Korkutma beni bu sapık mesajlarınla Mrs. Cole (paranoyanın dibi: Kendimi kaybedip avukatıyla irtibata geçsem, beni mahpuslara düşürür bunlar, “kadını sen hastanelik ettin” diye).

- Bu kadar kahramanlık filmi çekiliyor olması, insanların ortalamada korkak, kaypak (oha, abarttım) ve onursuz (yuh artık) yaşamlar yaşadığına bir işaret değil mi? Kahramanca, mertçe, gözü pekçe hareketlere ihtiyaç artmıyor mu gün geçtikçe? Sence?

- Bazen bir kişiye, bir olaya lanet okumak mümkün olmuyor. O zaman kadere lanet okuyorsun. Her şeyin bir çözümü var.

- Mahallede hırsızlık olayları artınca, akşamları dışarıya çıkan mahalle sakinleri, yüzüne aşina olmadıkları kişilere pis pis bakıp hareketlerini alenen takip etmeye başladı. Bu arada mahallede oturduğu halde tanınmayan tipler de bu takip hareketlerinden mağdur oldu. “Ne bakıyon dik dik?” kavgalarına ramak kaldı. Muhabiriniz Efervesan mahalleden bildiriyor. Ne bildiriyorsun dik dik?

- ATM’den nakit çekip “para tamam mı acep?” diye saymak da ayrı bir sıkıntı. Çeker çekmez parayı saymaya başlasan, arkanda bekleyenleri gereksiz yere bekletmiş olacaksın. ATM’den uzaklaşıp sayayım desen, “etraftan gören olacak, paraya göz koyan çıkacak” sıkıntısı uç verir. Bir düzen kurduk, her tarafı sıkıntılı.

- “Ama olaya öyle bakma!” (nasıl bakacağımı sana mı soracağım? Olaya senin gibi bakıp da her lafa emme basma tulumba gibi kafa mı sallayayım? “Ne olur ıslak ıslak bakma öyle” desen hadi neyse. Bari bakışlarıma müdahale etme).

- Kasma, kastıkça sıra sana gelecek.

Haftaya kadar sağlıcakla.


Okunma Sayısı: 428

  4 comments for “Erkek Değil Misiniz?

  1. 01 Ekim 2010 at 10:36

    :) enteresan yazınızı zevkle okudum, elinize sağlık.

  2. efervesan
    05 Ekim 2010 at 07:08

    Teşekkür ettim, tekrar beklerim. Selamlar.

  3. ahmet ş.
    07 Ocak 2011 at 11:36

    değişik bi insansın Mrs. Helen Cole’un hastaneye düşmesine sebep olan kişi :) sevdim seni.

  4. efervesan
    07 Ocak 2011 at 11:57

    Eyvallah. Hala kaçıyorum Helen’dan. Selamlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir